ملا نصرالدین (Molla Nəsrəddin) | اردیبهشت ۱۳۸۹
ساتیریک ادبیات (Satirik Ədəbiyyat)

Ramazn Fıkraları

Dini bütün Temel,Ramazan günü Sultan Ahmet meydaninda ac

susuz sabirsizlikla biran önce iftar vaktinin gelmesini

beklemektedir.Günes tepede,Temelin dilini damagini

kurutmaktadir.Derken bir turist kafilesi gelir iclerinden birkaci

oradaki saticilardan irice bir karpuz alir ve temelin gözü önünde

sapir supur yemeye baslarlar.Bir süre sonra bizimki yerinden kalkar

usulca yanlarina yaklasir ve kulaklarina egilerek,"Uy,dininizun

kiymetini pilesinuz ha!"

 

Bir gun orucluq ayinda Wekiye yasa gelen bir adam molla ile mezelenmek fikrine duwur. Mollaya deyir: Ay molla men oruc tutmuwam, ama aca bilmirem orucumu. Molla soruwur ki, niye?
Kiwi deyir:
-Koda duwub. Acilmir.
Wekili molla gorur ki, bu adam mezelenmek isteyir. Cavabinda ona deyir:
-Su+Xurma+Diyez+Yes yigsan acilacaq ))

Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu
görür. Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir
tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzaga gider ve
başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu
görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar "ne yapiyorsun dostum"
Tilki cevap verir "hiç... yatiyorum" -Burada bir but var Evet var 
-Neden yemedinTilki sakince cevap verir ;"BU GÜN ORUCUM" Kurt
kendinden emin ;"Ben yiyeyim o zaman"Tilki "Buyur afiyet olsun"
der.Kurt but 'a uzanir uzanmaz bir patlama, ortalik toz duman kurt
yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki
sakince budu yemeye baslar.Bunu gören kurt ;"LAN SEREFSIZ
HANI ORUCTUN" Tilki piskin piskin ;"Biraz önce top patladı
duymadın mi ?"

 

Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu

görür. Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir

tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzaga gider ve

başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu

görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar "ne yapiyorsun dostum"

Tilki cevap verir "hiç... yatiyorum" -Burada bir but var Evet var

-Neden yemedinTilki sakince cevap verir ;"BU GÜN ORUCUM" Kurt

kendinden emin ;"Ben yiyeyim o zaman"Tilki "Buyur afiyet olsun"

der.Kurt but 'a uzanir uzanmaz bir patlama, ortalik toz duman kurt

yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki

sakince budu yemeye baslar.Bunu gören kurt ;"LAN SEREFSIZ

HANI ORUCTUN" Tilki piskin piskin ;"Biraz önce top patladı

duymadın mi ?"

 

Dursun emice evin balkonundan bahçedeki tavuklarını, zevkle seyre

koyulmuş. İşte tam bu sırada bir atmaca, tavuklardan birini kaptığı

gibi havalanmaya başlamış. Eline ne geçtiyse kapıp atmacaya

atmaya başlayan Dursun emice, bir yandan da okkalı cinsinden

küfürlerini püfür püfür sıralamayı da ihmal etmedi.

Son çare tüfeği kapıp atmacaya ateş etmek oldu ama, nafile,

çünkü atış menzilini de aşmıştı çoktan. Tavuğun kurtulmasından

umudunu kesen Dursun emice, açmış ellerini Allah’a:

–Ey Allah’um! Ossun rahmetluk nenem ruhuna.

 

 

Tonyalı bir türlü iyileşmeyen ineği için açmış Allah’a ellerini:

–Ey beyük Allahum! Eğer habu ineği iyileşturursen söz üç gün oruç

tutacağım. Aradan bir müddet geçer ve Tonyalı’nın ineği gerçekten

de iyileşir.

Tutar Tonyalı söz verdiği orucu. Ve bir müddet sonra inek geberir.

Tekrar açar ellerini:

–Ey beyük Allah’ım! Eğer ben tuttuğum o üç gün orucu Ramazana

saymazsam…!

 

Aylardan Temmuz. Günler oldukça sıcak ve uzun. Aylardan Ramazan.

Sabah erkenden başlayıp, gün boyu tırpanla ot biçmiş Tonyalı.

Hararetten, dili bir karış dışarıda varmış evine.

Kafaya takmış, orucu bozacak ama, arkadaşı bırakmıyor:

– Orucunu bozma, aha şunun şurasında akşama ne kaldı ki?

Bir punduna getirip bozmuş orucunu Tonyalı. Arkadaşı:

–Ne yaptın? Nasıl bozdun orucu? Deyince cevap vermiş Tonyalı:

–Baktum ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem

bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum,

yaşayup senin için oruç tutayim diye orucumu kestum.

 

 

Hoca Nasrettin bir Ramazan günü, namaz vaktinden epeyce önce,

vaaz dinlemek üzere mahalle mescidine gitmiş. Kürsünün yakınına

bir yere oturup, cemaatle birlikte vaaz edecek hocayı beklemeye

başlamış. Bir süre sonra mescidin imamı gelmiş ve çıkmış

kürsüye. Uzunca bir süre düşünüp etrafına sıkıntılı sıkıntılı baktıktan

sonra:

 

-"Ey cemaat" demiş, "Benim size söylemekten aciz bir adam

olmadığımı biliyorsunuz. Fakat bugün aklıma bir şey gelmiyor,

konuşacak bir şey bulamıyorum."

 

Kürsünün hemen yakınında bulunan Nasrettin Hoca, ayağa kalkmış

ve yetiştirmiş cevabı:

 

-"Aklına bir şey gelmiyorsa, kürsüden inmek de mi gelmiyor be

mübarek adam?"

 

Temel köyde imamlık yapıyomuş. İftar saati yaklaşmış. Bütün

köylü de oturmuş iftar açmak ezanı bekliyomuş. Temel çıkmış

minareye:

- Allahuekber Allahuekber

Köylü Temelin sesini duyunca bismillah deyip oruçlarını açmışlar.

Biraz sonra minareden Temelin sesi gelmiş

- Allahuekber Allahuekber ses deneme 1-2-3 ses deneme!!!!!

 

Abdest namaz ve benzeri ibadetlerle arası iyi olmayan adamın biri

aile eş dost ve çevrenin baskıları sonucu namaza gitmiye karar

vermiş. Tesadüf buya ramazanda yatsıya oğluyla beraber gitmiş,

namazdan sonra ormana odun yapmaya gitmeyi düşündüklerinden

yanlarındaki eşeği caminin dışına bağlayıp, camiye girerken caminin

imamı adamı görüp gülümsemiş. Namaz başlamış bir iki rekat

vesselam derken namaz sürdükçe sürüyormuş. Hoca selam verince

adam oğluna dönerek;" eşeği al eve git anana selam söyle iş inada

bindi sahurda eve gelemezsem merak etmesin "derken, hoca

yeniden namaza başlamış.

 

Adamın biri hergün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor yemek

hazırlatıp sahur yiyormuş sonrada orucu.birgün beşgün bu böyle

sürerken;

-kadın artık dayanamamış ve ;ula herif sende hiç vicdan yokmu

orucu tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun demiş

-adam ;oruç farz.sahur yemek sünnet değilmi diye sormuş

-kadın;evet demiş

-adam;e hanım farzı yapmıyorsak sünneti demi yapmayalım demiş.

 

 

Adamın biri hergün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor yemek

hazırlatıp sahur yiyormuş sonrada orucu.birgün beşgün bu böyle

sürerken;

-kadın artık dayanamamış ve ;ula herif sende hiç vicdan yokmu

orucu tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun demiş

-adam ;oruç farz.sahur yemek sünnet değilmi diye sormuş

-kadın;evet demiş

-adam;e hanım farzı yapmıyorsak sünneti demi yapmayalım demiş.

 

 

Bektaşi'ye, sahurda sorarlar:

– "Oruca nasıl niyet etmeli?"

Bektaşi, tıka basa yedikten sonra cevap verir:

– "Dayanırsam tutarım, dayanamazsam yutarım diye niyet edip

ağzını çalkalamalı.

 

Evvel zaman içinde iki şair ve edip ahbap Mehmet Celâl ile Faik

Esad, Beylerbeyi’nde bir dostun iftar davetine icabet için yola

koyulup karşıya geçiyorlar; fakat vakti iyi hesap edememişlerdir ve

iftara daha saatler vardır. Bunun üzerine iki ahbap,

 

- Camiye gidelim, vaaz dinleriz, vakit geçer, fikriyle Beylerbeyi

Camii’ne girip bir tarafa ilişiyorlar. Vaiz kürsüye çıkmış

cehennemden bahsetmekte, diliyle etrafa yıldırımlar savurup

şimşekler çaktırmakta, “zebânileer, alevleer, katran kuyularıı”

dedikçe cemaat dehşetle tir tir titremektedir. Bizimkiler vaizin

tehditlerine pek kulak asmamaktadır ama ahalinin çoğu kapıldığı

haşyetle hüngür hüngür ağlıyor.

 

 

Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen

bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp

perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de

başını önüne eğermiş, nasılsa bir su birikintisi içinde hilalin aksini

görünce ürkerek şöyle demiş:

 

- Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan

başlamış!..

 

 

Adamin biri 2 kilo kahve ile eve gelmis. Hanim.

    - niye aldin evde vardi

    - eee ramazan geliyor

    ertesi gün 1 çuval seker ile hanim:

    - evde daha çok vardi

    - eeeeee ramazan geliyor

    Kadın bir gün evde iken komsular ramazan diye bir adamdan söz

etmisler kadin bütün ramazan bayrami hazirlik paketini almis

vermis ve demis ki buyrun ramazan bey bizde bunu sizin için

hazirladik.

 

 

Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:

- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş.

Az sonra dostu söze girmiş :

- Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum.

Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı

sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar

arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı

kandillerden yakıp orucumu bozdum.

Mustafa İzzet Efendi bağırmış :

-Yalan !..

-Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın.

 

 

Bir gün Erzurum kahvelerinden birinde insanlar iftar vaktinin

gelmesini beklerken o anda içeriye biri hızla ve şiddetle girmiş

-abi çabuk goşu gelin bi tenesi orucuni basir cigara içirdi gözümün

ögünde

kahveden biri cevap verir

-ola tamam bi dur neye fenikisen ambu çayımi içim gelirem

 

 

Tanrı tanımamayı hayatındaki en büyük övünç haline getirmiş bir

ateist varmış.

Adam bir gün ormanda gezerken gördüğü güzellikler karşısında her

zamankinden fazla hayrete düşmüş.

Bir yandan ''Evrim ne güzellikler yaratmış!'' diye düşünürken diğer

yandan da bu güzelliklerin tesadüflerle oluşmasının sandığından

çok daha zor olduğunu kavramış.

O DA NE? O böyle dalgın dalgın yürürken aniden arkasında

kocaman bir ayı belirmesin mi?

 

Hemen bütün gücüyle tabanları yağlamış.

Ayı arkada bizim ateist önde uzun süre koşmuşlar.

Kovalamaca uzadıkça ayı aradaki mesafeyi kapatmaya başlamış.

Adam, korkudan doğan telaşla nereye bastığını bile göremez hale

gelmiş.

Derken ayağı bir dal parçasına takılmış ve düşmüş.

Ayı da son darbeyi indirmek içi atlamış avının üstüne.

Adam havadaki dev pençeyi görür görmez hayatında ağzına

almadığı bir kelimeyi haykırmış:

-ALLAH!

Bu kelimenin bir ateistin ağzından dökülmesiyle her şey bir anda

donmuş, ayı havada asılı kalmış.

Adam şaşkın şaşkın etrafına bakınırken bir ses ona hitap etmiş:

- Ey Allah'ın kulu! Yıllarca ona inanmadın, yaratılışı aptal kozmik

tesadüflere bağladın, Allah adının geçtiği meclislerden kaçtın ve ona

inanları aşağılayıp bir de bunu böbürlenme vesilesi yaparak ömrünü

heder ettin. Şimdi başın sıkıştığı anda ondan yardım istiyorsun.

Yine de onun sonsuz merhameti sana kucak açıyor. Şu anda iman

edersen öbür cihanda seni cennetine kabul edecek...

Adam iman etse bile öleceğini anlayınca, bir zeka oyunu ile

bulunduğu durumdan sıyrılmayı düşünmüş ve:

- Yok, ben can havliyle öylesine bağırmıştım. Ama eğer tanrının

varlığına imam etmem isteniyorsa onun mucizelerini görmem

gerekiyor. Eğer bu kudret bu kadar güçlü ise şu an beni yemek

üzere olan ayıyı imana getirsin" demiş.

Ses ona:

-Emin misin? O her şeyi bilir ve görür ona göre düşün, demiş. Adam da:

-Eminim, demiş ve tabiat yeniden canlanmış. Ayı da kocaman bir

külçe halinde adamın üstüne düşmüş. Avını bacaklarının arasına

alarak üstüne oturmuş ve ellerini gökyüzüne açarak duaya

başlamış:

-Allah’ım, sana hamd olsun! Senin rızan için oruç tuttum ve senin

verdiğin rızıkla orucumu açıyorum...

 

 

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:

 

-Keşke, Ramazan, senede iki kez gelse.

 

Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi, hemen şu cevabı verir:

 

-Öyleyse Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız? İnsan, sevdiği

gidince bayrım mı yapar hiç!...

 

 

  Rizeli       

 

Bir sene Ramazan ayinda Rize`de iftar topu vaktinden once atilir.Durum

sonra fark edilir.Rize muftulugu Ramazan dan sonra 1 gun oruc tutma

karari alir.Bu olanlardan sonra İstanbul`da oturan bir Rize`li ise ıstanbul

muftulugunu ariyarak kendisin de oruc tutup tutmayacagini sorar.

 

 

 Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış.

Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken,

bir köylü görmüş hocayı: - "Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!" -

"Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir

daha gelmem; ne günahı'"

 

 

  Sahura da Öne Alsalar         

 

Bektaşi babasına sormuşlar:

 

- Baba erenler, ramazan hakkında ne düşünüyorsun?

 

Bektaşi babası:

 

- Vallahi, demiş; iftara bir şey dediğim yok ama, şu sahuru da öğleye

alsalar daha iyi olurdu

+ :  چهارشنبه ۱۳۸۹/۰۲/۱۵ساعات 23:8  يازان :   عباس ائلچین  |