|
|
|
|
|
Ramazn Fıkraları Dini bütün Temel,Ramazan günü Sultan Ahmet meydaninda ac susuz sabirsizlikla biran önce iftar vaktinin gelmesini beklemektedir.Günes tepede,Temelin dilini damagini kurutmaktadir.Derken bir turist kafilesi gelir iclerinden birkaci oradaki saticilardan irice bir karpuz alir ve temelin gözü önünde sapir supur yemeye baslarlar.Bir süre sonra bizimki yerinden kalkar usulca yanlarina yaklasir ve kulaklarina egilerek,"Uy,dininizun kiymetini pilesinuz ha!"
Bir gun orucluq ayinda Wekiye yasa gelen bir adam molla ile mezelenmek fikrine duwur. Mollaya deyir: Ay molla men oruc tutmuwam, ama aca bilmirem orucumu. Molla soruwur ki, niye? Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu
görür. Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir
tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzaga gider ve
başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu
görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar "ne yapiyorsun dostum"
Tilki cevap verir "hiç... yatiyorum" -Burada bir but var Evet var
-Neden yemedinTilki sakince cevap verir ;"BU GÜN ORUCUM" Kurt
kendinden emin ;"Ben yiyeyim o zaman"Tilki "Buyur afiyet olsun"
der.Kurt but 'a uzanir uzanmaz bir patlama, ortalik toz duman kurt
yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki
sakince budu yemeye baslar.Bunu gören kurt ;"LAN SEREFSIZ
HANI ORUCTUN" Tilki piskin piskin ;"Biraz önce top patladı
duymadın mi ?"
Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. Açtır ama süphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzaga gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar "ne yapiyorsun dostum" Tilki cevap verir "hiç... yatiyorum" -Burada bir but var Evet var -Neden yemedinTilki sakince cevap verir ;"BU GÜN ORUCUM" Kurt kendinden emin ;"Ben yiyeyim o zaman"Tilki "Buyur afiyet olsun" der.Kurt but 'a uzanir uzanmaz bir patlama, ortalik toz duman kurt yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki sakince budu yemeye baslar.Bunu gören kurt ;"LAN SEREFSIZ HANI ORUCTUN" Tilki piskin piskin ;"Biraz önce top patladı duymadın mi ?"
Dursun emice evin balkonundan bahçedeki tavuklarını, zevkle seyre koyulmuş. İşte tam bu sırada bir atmaca, tavuklardan birini kaptığı gibi havalanmaya başlamış. Eline ne geçtiyse kapıp atmacaya atmaya başlayan Dursun emice, bir yandan da okkalı cinsinden küfürlerini püfür püfür sıralamayı da ihmal etmedi. Son çare tüfeği kapıp atmacaya ateş etmek oldu ama, nafile, çünkü atış menzilini de aşmıştı çoktan. Tavuğun kurtulmasından umudunu kesen Dursun emice, açmış ellerini Allah’a: –Ey Allah’um! Ossun rahmetluk nenem ruhuna.
Tonyalı bir türlü iyileşmeyen ineği için açmış Allah’a ellerini: –Ey beyük Allahum! Eğer habu ineği iyileşturursen söz üç gün oruç tutacağım. Aradan bir müddet geçer ve Tonyalı’nın ineği gerçekten de iyileşir. Tutar Tonyalı söz verdiği orucu. Ve bir müddet sonra inek geberir. Tekrar açar ellerini: –Ey beyük Allah’ım! Eğer ben tuttuğum o üç gün orucu Ramazana saymazsam…!
Aylardan Temmuz. Günler oldukça sıcak ve uzun. Aylardan Ramazan. Sabah erkenden başlayıp, gün boyu tırpanla ot biçmiş Tonyalı. Hararetten, dili bir karış dışarıda varmış evine. Kafaya takmış, orucu bozacak ama, arkadaşı bırakmıyor: – Orucunu bozma, aha şunun şurasında akşama ne kaldı ki? Bir punduna getirip bozmuş orucunu Tonyalı. Arkadaşı: –Ne yaptın? Nasıl bozdun orucu? Deyince cevap vermiş Tonyalı: –Baktum ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum, yaşayup senin için oruç tutayim diye orucumu kestum.
Hoca Nasrettin bir Ramazan günü, namaz vaktinden epeyce önce, vaaz dinlemek üzere mahalle mescidine gitmiş. Kürsünün yakınına bir yere oturup, cemaatle birlikte vaaz edecek hocayı beklemeye başlamış. Bir süre sonra mescidin imamı gelmiş ve çıkmış kürsüye. Uzunca bir süre düşünüp etrafına sıkıntılı sıkıntılı baktıktan sonra:
-"Ey cemaat" demiş, "Benim size söylemekten aciz bir adam olmadığımı biliyorsunuz. Fakat bugün aklıma bir şey gelmiyor, konuşacak bir şey bulamıyorum."
Kürsünün hemen yakınında bulunan Nasrettin Hoca, ayağa kalkmış ve yetiştirmiş cevabı:
-"Aklına bir şey gelmiyorsa, kürsüden inmek de mi gelmiyor be mübarek adam?"
Temel köyde imamlık yapıyomuş. İftar saati yaklaşmış. Bütün köylü de oturmuş iftar açmak ezanı bekliyomuş. Temel çıkmış minareye: - Allahuekber Allahuekber Köylü Temelin sesini duyunca bismillah deyip oruçlarını açmışlar. Biraz sonra minareden Temelin sesi gelmiş - Allahuekber Allahuekber ses deneme 1-2-3 ses deneme!!!!!
Abdest namaz ve benzeri ibadetlerle arası iyi olmayan adamın biri aile eş dost ve çevrenin baskıları sonucu namaza gitmiye karar vermiş. Tesadüf buya ramazanda yatsıya oğluyla beraber gitmiş, namazdan sonra ormana odun yapmaya gitmeyi düşündüklerinden yanlarındaki eşeği caminin dışına bağlayıp, camiye girerken caminin imamı adamı görüp gülümsemiş. Namaz başlamış bir iki rekat vesselam derken namaz sürdükçe sürüyormuş. Hoca selam verince adam oğluna dönerek;" eşeği al eve git anana selam söyle iş inada bindi sahurda eve gelemezsem merak etmesin "derken, hoca yeniden namaza başlamış.
Adamın biri hergün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor yemek hazırlatıp sahur yiyormuş sonrada orucu.birgün beşgün bu böyle sürerken; -kadın artık dayanamamış ve ;ula herif sende hiç vicdan yokmu orucu tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun demiş -adam ;oruç farz.sahur yemek sünnet değilmi diye sormuş -kadın;evet demiş -adam;e hanım farzı yapmıyorsak sünneti demi yapmayalım demiş.
Adamın biri hergün hanımını zorlayarak sahura kaldırıyor yemek hazırlatıp sahur yiyormuş sonrada orucu.birgün beşgün bu böyle sürerken; -kadın artık dayanamamış ve ;ula herif sende hiç vicdan yokmu orucu tutmuyorsun bana zorla sahur hazırlatıyorsun demiş -adam ;oruç farz.sahur yemek sünnet değilmi diye sormuş -kadın;evet demiş -adam;e hanım farzı yapmıyorsak sünneti demi yapmayalım demiş.
Bektaşi'ye, sahurda sorarlar: – "Oruca nasıl niyet etmeli?" Bektaşi, tıka basa yedikten sonra cevap verir: – "Dayanırsam tutarım, dayanamazsam yutarım diye niyet edip ağzını çalkalamalı.
Evvel zaman içinde iki şair ve edip ahbap Mehmet Celâl ile Faik Esad, Beylerbeyi’nde bir dostun iftar davetine icabet için yola koyulup karşıya geçiyorlar; fakat vakti iyi hesap edememişlerdir ve iftara daha saatler vardır. Bunun üzerine iki ahbap,
- Camiye gidelim, vaaz dinleriz, vakit geçer, fikriyle Beylerbeyi Camii’ne girip bir tarafa ilişiyorlar. Vaiz kürsüye çıkmış cehennemden bahsetmekte, diliyle etrafa yıldırımlar savurup şimşekler çaktırmakta, “zebânileer, alevleer, katran kuyularıı” dedikçe cemaat dehşetle tir tir titremektedir. Bizimkiler vaizin tehditlerine pek kulak asmamaktadır ama ahalinin çoğu kapıldığı haşyetle hüngür hüngür ağlıyor.
Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de başını önüne eğermiş, nasılsa bir su birikintisi içinde hilalin aksini görünce ürkerek şöyle demiş:
- Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte ramazan başlamış!..
Adamin biri 2 kilo kahve ile eve gelmis. Hanim. - niye aldin evde vardi - eee ramazan geliyor ertesi gün 1 çuval seker ile hanim: - evde daha çok vardi - eeeeee ramazan geliyor Kadın bir gün evde iken komsular ramazan diye bir adamdan söz etmisler kadin bütün ramazan bayrami hazirlik paketini almis vermis ve demis ki buyrun ramazan bey bizde bunu sizin için hazirladik.
Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna: - Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş. Az sonra dostu söze girmiş : - Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum. Mustafa İzzet Efendi bağırmış : -Yalan !.. -Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın.
Bir gün Erzurum kahvelerinden birinde insanlar iftar vaktinin gelmesini beklerken o anda içeriye biri hızla ve şiddetle girmiş -abi çabuk goşu gelin bi tenesi orucuni basir cigara içirdi gözümün ögünde kahveden biri cevap verir -ola tamam bi dur neye fenikisen ambu çayımi içim gelirem
Tanrı tanımamayı hayatındaki en büyük övünç haline getirmiş bir ateist varmış. Adam bir gün ormanda gezerken gördüğü güzellikler karşısında her zamankinden fazla hayrete düşmüş. Bir yandan ''Evrim ne güzellikler yaratmış!'' diye düşünürken diğer yandan da bu güzelliklerin tesadüflerle oluşmasının sandığından çok daha zor olduğunu kavramış. O DA NE? O böyle dalgın dalgın yürürken aniden arkasında kocaman bir ayı belirmesin mi?
Hemen bütün gücüyle tabanları yağlamış. Ayı arkada bizim ateist önde uzun süre koşmuşlar. Kovalamaca uzadıkça ayı aradaki mesafeyi kapatmaya başlamış. Adam, korkudan doğan telaşla nereye bastığını bile göremez hale gelmiş. Derken ayağı bir dal parçasına takılmış ve düşmüş. Ayı da son darbeyi indirmek içi atlamış avının üstüne. Adam havadaki dev pençeyi görür görmez hayatında ağzına almadığı bir kelimeyi haykırmış: -ALLAH! Bu kelimenin bir ateistin ağzından dökülmesiyle her şey bir anda donmuş, ayı havada asılı kalmış. Adam şaşkın şaşkın etrafına bakınırken bir ses ona hitap etmiş: - Ey Allah'ın kulu! Yıllarca ona inanmadın, yaratılışı aptal kozmik tesadüflere bağladın, Allah adının geçtiği meclislerden kaçtın ve ona inanları aşağılayıp bir de bunu böbürlenme vesilesi yaparak ömrünü heder ettin. Şimdi başın sıkıştığı anda ondan yardım istiyorsun. Yine de onun sonsuz merhameti sana kucak açıyor. Şu anda iman edersen öbür cihanda seni cennetine kabul edecek... Adam iman etse bile öleceğini anlayınca, bir zeka oyunu ile bulunduğu durumdan sıyrılmayı düşünmüş ve: - Yok, ben can havliyle öylesine bağırmıştım. Ama eğer tanrının varlığına imam etmem isteniyorsa onun mucizelerini görmem gerekiyor. Eğer bu kudret bu kadar güçlü ise şu an beni yemek üzere olan ayıyı imana getirsin" demiş. Ses ona: -Emin misin? O her şeyi bilir ve görür ona göre düşün, demiş. Adam da: -Eminim, demiş ve tabiat yeniden canlanmış. Ayı da kocaman bir külçe halinde adamın üstüne düşmüş. Avını bacaklarının arasına alarak üstüne oturmuş ve ellerini gökyüzüne açarak duaya başlamış: -Allah’ım, sana hamd olsun! Senin rızan için oruç tuttum ve senin verdiğin rızıkla orucumu açıyorum...
Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:
-Keşke, Ramazan, senede iki kez gelse.
Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi, hemen şu cevabı verir:
-Öyleyse Ramazan gider gitmez neden bayram yaparsınız? İnsan, sevdiği gidince bayrım mı yapar hiç!...
Rizeli
Bir sene Ramazan ayinda Rize`de iftar topu vaktinden once atilir.Durum sonra fark edilir.Rize muftulugu Ramazan dan sonra 1 gun oruc tutma karari alir.Bu olanlardan sonra İstanbul`da oturan bir Rize`li ise ıstanbul muftulugunu ariyarak kendisin de oruc tutup tutmayacagini sorar.
Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış. Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken, bir köylü görmüş hocayı: - "Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!" - "Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı'"
Sahura da Öne Alsalar
Bektaşi babasına sormuşlar:
- Baba erenler, ramazan hakkında ne düşünüyorsun?
Bektaşi babası:
- Vallahi, demiş; iftara bir şey dediğim yok ama, şu sahuru da öğleye alsalar daha iyi olurdu |
||
|
+
: چهارشنبه ۱۳۸۹/۰۲/۱۵ساعات 23:8 يازان : عباس ائلچین
|
|
||